Elalem Ne Der Hapishanesi

 

 

Başkalarının düşünceleri, onların gözünde ki değerlerimiz için sürdürüyoruz hayatlarımızı. Onlar tarafından beğenilmek, degerlendirilmek ve değerlendirmeden geçer notlar almak bizler için çok önemli.

Bu tavır ve davranışlar peşinde koşarak, aslında müebbete mahkum olduğumuz elalem ne der hapisanesinin koridorlarında volta attığımızın farkında bile değiliz.

Daha çocukluktan başlayan  ve gardiyanlığını anne ve babanın yaptığı, cezanın hesabının onların gözüne girmeyle başladığı bu macera; okul yılları, iş hayatı sosyal hayat ve ikili ilişkiler içinde amansızca akıp gitmektedir.

Anne ve babaların kendi çevrelerinin istek ve beklentileri doğrultusunda şekillendirmeye başladığı çocukları, bu hapishane yolculuğunda büyüme ve olgunlaşma evrelerinde kendi benliğini kavrama, kendini tanıma fırsatlarından bi haber, biçilen yada sunulan roller üzerinden hayat sürmeye çalışırlar. Kendimizin farkına varıp yaratıcı yönlerimizi geliştirmek ve bu çizgide değer yaratmak bizlerin toplumsal kodlarında ne yazık ki yazılı değil.

Bu kodlama eksikliği bireysel bir sorun olmaktansa, toplumsal olarak ülke yönetim politikaları da dahil hepten müdahale edilmesi gereken bir meseledir

Düşünce ve gözlemlerime göre eğitim sistemimiz bu hapishanenin en önemli kurucu ortaklarından. Ilk okuldan itibaren üniversiteye kadar verilen hangi eğitimde birey olabilmek üzerine çalışmalar vardır? Kendini ve yeteneklerini keşfedebilecek aktivitelere destek verilen hangi alanlar vardır? Özel okullarda okuyanlar belki bu konuda biraz daha şanslı olabilir fakat genele yayıldığında ne yazık ki kocaman bir sıfırız.

Yetenekleri keşfedilen bireyler doğru yönlendirildiğinde hem birey kazanır hem de toplum bundan faydalanır. Sporda, sanatta, bilimde gelişme olur. Içimiz de belki de ne  başarılı olacak sanatçılar, sporcular, bilim insanları, bu farkedilemeyiş girdabında kayboldu.

Başkalarının kabul normları arasında garanticilik peşinde hayatlarını sürdürdüklerini zanneden insan yığınları ile dolu, yaratıcılığı kısır bir toplum burası. Bu sebeplede her tür manipülasyona açık, tüketmekten başka bir becerisi olmayan ve yaşadığını zannedenlerin güzel coğrafyası.

Kendimiz olamadığımız, başkalarının ne diyeceği için kaygılanan değer üretmek yerine değer görmeyi, toplumsal normlarda ki çarpıklıkları düzeltmek yerine körlüğü seçen hücre arkadaşlarım; Hücrenin kapısına çok dikkatli bakın. O kapıda sizi içeride tutacak hiç bir kilit yok. En büyük kilit bizim kendimize taktığımız prangadır.

Özgürlük için biraz kendimizi anlamaya ve elaleme “Canın Cehenneme Dostum” demeye ihtiyacımız var. Hepsi bu kadar.

Ruhumuzun ilhamlarında buluşalım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: