Psikoloji olarak Kuantum

 

Kuantum psikolojisini anlamak için öncelikle modern psikolojiye biraz değinmek ve Freud’un kişilik oluşumu ve bunun davranışlar üzerinde ki tutumuna değinmekte fayda olduğunu düşüyorum.

Kısaca bireysellikten  evrenle uyumlu bir kollektif bilince  yapılan küçük bir  yolculuk.

Narsisizm bir ilişki hastalığıdır, insanın kendisiyle veya başkalarıyla anlamlı bir ilişki kuramamasından doğan bir hastalıktır.

Bunun zıttı, yaşama bağlılığın, uğraşının, sevginin, kendini kurban etme ve hatta en uçta belki şehit olmanın önemini vurgulayan bir yaklaşımdır. Bu, bireyi kendinin ötesine, kendi yalıtılmış deneyimlerinin, kendi duygularının ve izlenimlerinin ötesine çekip, onu yaşamın ve ilişkilerin daha geniş bir bağlamına yerleştirir.

Yalnızlık ve yabancılaşma (hem kendine hem de ötekilere) ve bunlara yol açan narsisizm Freud’un döneminden çok günümüzün sorunudur.

Freud’un iddiasına göre, biz de dahil olmak üzere tüm hayvanlar seks ve saldırganlık içgüdüleriyle davranırlar. İnsanlarda bu içgüdüler, İd’in (tüm insanlar da ortak olan açlık, susuzluk, cinsellik gibi temel biyolojik içgüdüleri, arzu ve dürtüleri içeren, sevme, sevilme ve annelik gibi doğuştan var olan gizli içsel güdülerin tümü) giderilmesini karanlık ve hidrolik güçlerini kontrol ederler ve tüm nedensiz davranışlarımızın temelinde bunlar yatar. Bunlar bizi doğaya bağlayıp orada hayvanlar arasında hayvan olmaya mahkûm eder.

Freud’a göre, yaşamımızın temelini oluşturan ve bizi diğer hayvanlardan ayıran aşk, hakikat, güzellik, arayış vb. tinsel değerler bizim daha ilkel içgüdülerimizin yüceltilmesinden doğarlar. Bu yüceltmenin yapılmasındaki zorlayıcı etken anne-babamızdan öğrendiğimiz toplum değerleri ve davranış biçimlerinin bilinçsizce içselleştirmesini temsil eden süper ego’nun emirleridir. Bu emirler ne bize aittir ne de temel doğamızdan bir parçadır. Tam tersine, bunlar doğamıza ket vurmak için dışarıdan dayatılır. Bunlar, kendimizi suçlu hissetmemizi sağlayıp, kendi kendimize savaş açmamıza neden olurlar.

Freud’un bu kişisel çıkarımlarına nazaran kuantum psikolojisi insanın bencilliğinden  evrenle uyumlu kollektif  bir bilince uzanan döngüden bahsetmektedir.

Hakikat, gerçekliğin unsurları arasında ve bu unsurlarla gerçeğin kendisi arasında bir haberleşmenin, bir ilişkinin yaratılmasıdır.

Kuantum psikolojisinde yalıtılmış kişiler yoktur. Bireyler vardır, kimlikleri, anlamları ve amaçları vardır, ama tıpkı parçacıklar gibi, her biri bir bütünün küçük parçalarıdır.

Her birimizin yaptığı her şey doğrudan ve fiziksel olarak hepimizi etkiler. Eğer elimi yaralarsam bütün vücudum acı çeker. Eğer bilincimi yaralarsam (onu kötü ya da bencil düşüncelerle doldurursam) yerel olmayan şekilde birbiriyle bağlantıda olan tüm bilinç “alanını” yaralarım. Ötekilerle, doğayla ve değerler dünyasıyla bütünleşmiş ilişkilerimiz yüzünden birbirimizin sonsuzluk sularını güzelleştirme ya da kirletme kapasitemiz vardır. Bu yüzden hepimiz kuantum doğamız gereği dehşet verici bir ahlaksal sorumluluğa sahibiz.

Jiddu Krişnamurti bunu;  dünyadan sorumluyum, çünkü “Ben dünyayım” diye dile getirmiştir.

Her birimizin bir dünya olduğu var sayımı altında bireysellikten kollektif güzelliklerin yolunu açacak her düşüncenin bizleri aydınlatması ve insan olarak insan olma yolunda daha da şevklendirmesi  dileklerimlerimle.

Psikoloji olarak Kuantum” için bir yorum

Kendininkini ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: