Duygusal Açlığın Afrikası; Narsisizm

 

Ve bir sabah İnsan aniden ortaya çıkıverdi. Çok uzun olmayan bir süre önce bir gün bu garip hayvan, türdeşlerinin arasından sivriliverdi. Kendisini doğanın dışına çekip kontrolü altına alarak ona üstün geldi ve doğanın biçimini değiştirdi. İkili yaşamı, aileyi, toplumu keşfetti. Ve de iktidarı, aşkı, savaşları. Bu savaşlar vasıtasıyla da yakıp yıkmayı, yok etmeyi. Doğayı, diğer canlıları ne kadar ehlileştirebilse de kendi içindeki hayvanı hiç bir zaman kontrol edemedi. Kendi merkezine hapsettiği ruhu ile dünyaya hükmettiğini sandı. Kısaca narsisizmin hikayesi böyle başladı.

Narsisizm ;

Psikoloji; kendilik saygısının kazanmaya ve sürdürmeye yönelik etkinlikleri narsisistik olarak niteler. Bu tür etkinliklere duyulan ihtiyacın zorunluluğu ve sıklığı oranında da narsisitik patolojinin ağırlığı ortaya çıkar. Aslına bakılırsa narsisizm sağlıklı kişilerin ayrılmaz bir parçasıdır. Kişinin kendine saygı duyması, kendilik algısını doğru noktaya koyarak hareket etmesi, kişiliğinin gelişiminde önemlidir. Sağlıklı narsisizm de kişiler dış uyarılardan gelecek mesajlara göre kendi değerlerini derecelendirmez, öz saygılarını dış uyaranlar ile beslemeye çalışmazlar. Fakat kendilik saygısının dışarıdan aşırı beslemeye ihtiyaç duyan bireylerde patolojik bir rahatsızlıktan söz edilebilir.

Patolojik narsistiklerin genellikle kendilerini fazla seven ve kendilerine fazla güvenen kişiler olduğu zannedilir. Oysa gerçek durum bunun tam tersidir. Narsisistik, bir şey yapmaksızın kendini sevemediği ve kendisine saygı duyamadığı için, kendisini sevebilmek ve saygı duyabilmek için durmadan bir şeyler yapma ihtiyacı duyar. Bu kişiler genelde kendi benliklerinde ve bu benliğin dışa yansımasında boğulan, yok olan kimselerdir. Narsizm dışarıya kapalı olan ve “başka” olan hiçbir şeyin benliğe giremediği bir durumu işaret eder ve benlik ile öteki arasındaki tüm sınırlar, çizgiler yok olur. Bu sürekli bir tatminsizliği ve doyumsuzluğu da beraberinde getirir. Genelde bu vakaların eylem biçimi pasiftir ve kendini her türlü deneyime kapatır ve tüm yaşanabilecek deneyimleri tek bir olaya(bazen bir insana duyulan saplantılı bir aşk, bazen ulvi ve yüce bir siyasi hedef, bazen de, belli miktarda paraya sahip olmak gibi yapılması gereken tek bir eylem) indirgenir.

Mesela kendini övmeleri ya da çok özel ve büyük başarılar kazanmış biri olarak çeşitli hayaller kurmaları, kendisine ve etrafına değersiz biri olmadığını gösterme ihtiyacından kaynaklanır.

Bu insanlar aslında iç dünyalarında kendilerini çok değersiz hisseden, bir şey yada bir şeylere sahip olduklarında değer seviyelerinin yükseleceğini düşünen kişiliklerdir. Bu kişilikler kendilerini dışarıdan gelebilecek hiç bir eleştiriye açık olmayan, eleştiri tehditlerine karşı savunma mekanizması olarak kibir, mesafeli tavırlar ve soğukluk gibi olumsuz davranışlar ile kuşatmışlardır. Mükemmel gözükmek ve her şeyi elde etmek, kendileri dışındakileri değersizleştirmek, bu kişilerin en tipik özellikleridir. Bu kişiler geçmiş ve gelecekten bağımsız olarak günün getirdiği tüm doyumu ve hazzı yaşama peşindedirler.

 Kısaca bu kişiler duygusal tatminsizliğin Afrika’sıdırlar.

Özellikle  2. dünya savaşı sonrası deneyimlenen ekonomik iyileşme ve zenginlik, dünya üzerinde egemen olmaya başlayan liberal hükümet politikaları, spiritüel çöküş, ve sürekli istenen ama başarılı bir şekilde gerçekleştirilemeyen “kendini gerçekleştirme” arzuları sosyal parçalanmaları beraberinde getirmiştir. Bu sosyal parçalanma 60’lı yıllarda yanlış değerlendirilen ütopyacılıktan, 70’li yıllarda bitmek tüketmek bilmeyen aldatıcı ve aslında sonuçsuz kalan “kişisel gelişim” serüvenine dönüştürmüştür. Bu süreç içinde insanlar, “kendini iyi hisset” gibi bir kişisel terapi akımı oluşturmuş ve gelecek konusunda çok düşünmeden kendi öz benliğini sorgulamadan anın arzularını doyurma çabasına girişmiştir. Doyurulması gereken arzu ve tatminlerin, toplum mühendislerinin elinde oyuncak haline gelmesi, insan psikolojisi üzerine kurulan manipüle edici ve diğerlerinden farklı olmalısın tadında ki pazarlama stratejileri, içimizde ki sağlıklı narsisist duygularımızı gün ve gün kontrol edilemez hale getirmektedir.

Dünya üzerinde ki sosyal yapının  insanı kendi çarkları içerisinde yalnızlık hamuru ile yoğurmaya çalışması, sağlıklı benlikleri delik deşik ederek, sürekli tatmin olunması gereken benliklere dönüştürmektedir. Bu doyurulamaz açlık, yaşam kalitesinde çıtanın sürekli yukarıya çıkması, ulaşmada ki zorluk, ekonomik sıkıntılar, topluluklar arasında ki açık veya gizli rekabet, bizlerde ki sağlıklı narsisistliğin sınırlarını zorlayarak bir Star Wars hikayesi gibi bizleri gücün karanlık tarafına çekmeye çalışmaktadır.

Bu kasırganın yıkıcı etkisinden kurtulmanın yolu şu anda pek mümkün gözükmese de en azından direnebilmek için; kendi öz benliğimizi tanımaya, kendi mutluluk tanımlarımızı oluşturmaya, değerlerimizi belirlemeye ve bunlara sahip çıkmaya, amaçların hiç bir zaman kendi değerlerimizden kıymetli olmadığının farkına varmaya, vaad edilmiş mutsuzluklar yerine vaad edilmemiş mutluluklara yelken açma cesaretinde olmaya çabalamalıyız.

                                   ” May the force be with you”

 

 

 

 

 

insan olarak doğmak insan olmayı getirmez. insan olabilmek değişik bir güdü hatta kazanılması biraz zor bir yetenektir. herşeyi salarsan hayvansındır zaten arasındaki ince fark düşünebilme yani zeka olduğu için, bu kullanıldıkça insan olmak aktive olur. sonuç olarak herkesten bu beklenmemelidir. insanın bu olguda kendine yapabileceği en kötü kötülük karşısındakinin insan olduğuna kendini kandırarak inanmaktır ayrıca konuyu bir kademe ilerletip karşısındaki olgusunu sevgiliye çevirirsek bu kendini kandirıma olgusu yüzünden sonuç katlanılmayacak derecede üzücü boyutlara ulaşabilir. unutulamaz,yara derinleşir. insanoğlu kendini kandırmayı doğrudan kaçmayı sever. ama hayal dünyası her zaman pembe olucak diye bir kural yoktur.. hayvan ile insan arasındaki ince fark çok iyi analiz edilebilmelidir ve ona göre davranılmalıdır her türlü yaşıyan canlıya karş

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: