Içsel Dengenin Mükafatı; MUTLULUK-2

Ilk yazının sonunu EVET yada HAYIR olarak bitirmiştik.

Insanoğlu dünyaya geldiğinde annesi ile kurmuş olduğu ilk ilişki sevgi ve bakıma dayalıdır. Bu ilişki zamanla gelişir, çocuk büyür ve toplumda ki yerini alır. Bu süreç içerisinde ebeveynleri ile kurduğu ilişki, çevresi ve kültürel yapı ile olan etkileşimleri sağlıklı bir birey olma yolunda en önemli kıstaslardır. Bizim gibi bireyselliğin olmadığı, ilişkilerin iç içe geçtiği toplumlarda kişinin bir birey olarak ihtiyaçlarını belirlemesi ve onlara yönelmesi ne yazık ki çok zordur. Dışardan gelen sürekli uyarıcılar- elalem ne der yoksa minvalleri, yetişkinlikte aileden kopuşun sağlıklı gerçekleşememesi ve çocukluk travmaları içinde geçen zaman, kendimiz olabilmek adına bizlere vurulan ağır prangalardır.Bu şekilde yetişen kişilerin kendileri olmaları, istek ve arzularına göre hayatlarını şekillendirmeleri ne yazık ki çok zordur. Toplumsal yapımız, ailenin çocukları üzerinde kurmuş olduğu aşırı sağlıksız bağlar bizleri bağımlı kişilikler haline getirmektedir. Ülkemizde yapılan ve yayınlanan bir çok psikiatrik makalelerde toplumsal olarak kişilik bozuklukları hastalıklarında ciddi oranlara sahip olduğumuzu göstermektedir. Kendileri olamayan bireyler bir guruba ait olma ihtiyacı hissederler. Bir gurup içerisinde olmak, hem sorumluluk olarak daha rahat hareket etmemizi hem de kabul ihtiyacımızı karşılar. Kabul ihtiyacı, kişinin sevgi olarak algıladığı dürtüleri beslemektedir. Gurup üyelerinin temel görevi bulundukları guruba koşulsuz uyum sağlamaktır. Bu sayede yalnız kalma sıkıntısı yaşanmaz. Guruptan dışlanmamak adına kişiler sevmeseler bile gurubun dinamiklerine ayak uydurmak zorunda kalırlar. Ve işte hepimizin dilinden düşmediği “kalabalıklar arasında ki yalnızlar” durumu gerçekleşmiş olur. Sürekli birşeylerin eksik olduğu, ne yaparsak yapalım bir türlü o istediğimiz huzuru bulamadığımız ve şikayet ettiğimiz tatminsizlikle yüz yüzeyizdir. Bunun her ne kadar farkında olsak da bununla başa çıkmak yada bu durumdan kurtulmak işimize gelmez. Alışmış olduğumuz bir düzenin bozulması ve ne ile karşı karşıya kalacağımızın bilinmezliği bizi korkutur. Çeşitli arayışlara girerek içsel dengemizi bulmaya çalışırız. Yoga, reiki, kişisel gelişim kitapları yada kursları, meditasyon ve nefes teknikleri gibi konularda bu kaybettiklerimizi yerine koymaya çalışırız. Bu yukarı da saymış olduğum tüm teknikler ve enstrümanlar dönemsel olarak faydalı olabilir ama bütünün sorununu gidermekte etkili olduklarını düşünmüyorum. Birincil ve ne önemli şart, kişinin önce kendine koşulsuz değer vermesi, sonra sevgi duyması ve arkasından kendini geliştirmesi sıralamasını takip etmesi gerekir. Kendini geliştirmeye adayan birçok birey, ne kadar başarı elde etse de bir türlü mutlu olamamakta, doyuma kavuşamamaktadır. Burada etken koşulsuz değer ve sevginin göz ardı edilerek birinci sıraya kendini geliştirmenin konmasıdır. Temelsiz kalan gelişim ve başarı huzur ve mutluluk getirmez. Rüzgarda oradan oraya savrulan bir yaprak gibi günlük hayatın içerisinde kaybolmaya başlar. Egolarını şişirmek ve varım mücadelesi içerisinde maddi ve manevi kayıplar yaşayabilir, Kendisi ve toplum ile olan bağlarında da ciddi hasarlar oluşturabilir. Kendimiz olamadığımız, kendimizi sevemediğimiz, en çok ilgi göstermemiz gereken kişinin biz olduğunu bildiğimiz halde ona o şefkati ve saygıyı göstermediğimiz durumlarda ne yazık ki mutlu olmak imkansızdır. Kendimizi keşfedip sevmek, bizi biz olduğumuz için onaylayan ve seven kişiler ile ilişki kurmak gerçek ve kalıcı mutlulukların yaşanmasında altın anahtardır. Kendi psikopatolojileri uğruna insanları sömüren, bir asalak gibi ilgi ve sevgiyi emerek, almak istediklerini aldıktan sonra terk edip giden insanların bol olduğu bu toplumda kendin olabilmek gelişim için çok önemlidir. Işte bu sayede insan kendi olabilmenin, kendi değerleri ile yaşayabilmenin mutluluğunu sağlayabilir. Bunun temel şartı da içsel bir denge ve öz benlik algısından geçer.

Peki bu iş nasıl olacak ?

Devamı bir sonraki bölüm de (:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: